You are on page 1of 2

Kehanet mi kabus mu?

Kendini on dördüncü kattan atmayı deneyen biri için


oldukça sevimli sayılabilecek bir rüya gördü Azra: tüy rengi
kırmızı- kahverengi karışımı bir köpek sürüsü uzakta toplanmış
bir şeyler kemiriyorlardı. Kemirilenin kendi kemikleri olduğunu
anladı Azra. Hastalıklı bir kahkaha attı (bu sefer ki aşağılama
değil, üzüntü taşıyordu sanki)

-Vücuduma söz geçiremediğimi sanmıştım. Ölmek pek de


can yakmıyormuş.

Azra ceseti incelerken sol yüzük parmağındaki ilginç yüzük-


mühür dikkatini çekti. Yüzüğün ortasında kötü çizilmiş bir davut
yıldızı görür gibi oldu. Başının döndüğünü hissediyordu, ellerini
bir yerlere tutunmak için etrafa rastgele salladığında (gözleri
görmez mi olmuştu ne) elinin tüylü bir yüze çarptığını farketti.
Köpeklerden biri kızıl cüppe giymiş ayakta dikiliyordu. Sıkılmış
görünüyordu ve diğerlerinin karnını doyurmasını sabırsızlıkla
bekliyor gibiydi. Azra elini cüppeli köpeğin yüzünden çekti.
Köpekte onu farkettiğine yönelik en ufak kıpırdanma yoktu.
Köpek bilmediği bir dilde bir şeyler mırıldanmaya başladı. Azra
köpeğin sözlerini taklit etmeye çalıştı ama bugüne kadar
duymadığı sessiz harfler kullanıyordu sanki köpek. Gözleri
karardı, düşmemek için tutunacak yer aradı tekrar. Köpeğin
koluna tutundu zar zor. Dengesini sağladığından emin olmak için
bir süre çıkmadı köpeğin kolundan. Düşmeyeceğinden emin olup
etrafında ne olduğunu anlamaya çalışınca bir tür dua çalındı
kulağına. Soluna döndü, baktı ve köpeğin, demin bir insanın
çıkaramayacağına yemin edebileceği sözlerini anlayabildiğini
farketti. Köpek bir dua değil bir talimat okuyordu:

-Kölelerin lideri öldürülünce Efendi’nin son sözcüğü kutsal


tapınakta ortaya çıkacak. Vekil sözcükleri okuyunca Efendi
tekrar doğacak. Efendi’yi yok edenin tapınağa yaklaşması
önlenecek. Efendi bu sefer ölmeyecek. Vekil, Efendiyi hainin…

Köpek birden havayı koklamaya başladı. Azra köpekle göz


göze geldi. Köpeğin bakışları Azra’nın tüylerini diken diken eden
soğuk bir rüzgar gibiydi.

-Efendi’nin kokusunu alıyorum. Efendi burada mı? Vekil,


Efendiye sadık kaldı. Vekil asla ihanet etmez.

Havada çığlık atan hayaletleri gördü Azra. Bir şeyin


etrafında dönüyorlardı. Tavaf edercesine dönüyorlardı ya da
ölümüne korurcasına. Azra kalın bir ses duydu. Bir canlının sesi
değildi, bir enstrümanın sesiydi. Bir erkek çalıyordu, ruhların
arasında. Köpeğin sesini duydu:

-Efendi?
-Efendim, anlamadım. Azra bana mı sesleniyorsun? Senin
bugün labın yok muydu?

Azra, ev arkadaşının sesiyle irkildi. Yeni bir gün başlıyordu.


Ölmek için akşamı beklemeye değecek kadar güzel bir gün…