You are on page 1of 8

Davet

Azra, kaplumbağavari küçük mavi Mercedes’in içine ayağını


attığında Berrak, bir makineli tüfeğe taş çıkarır hızda
konuşmaya çoktan başlamıştı. Berrak, Volkan’ın “şarap gecesi”
davetini Azra’ya en ince ayrıntısına kadar anlatıyordu. Azra,
Berrak’ın söylediği şeylerin çoğunu duymadı bile çünkü dikkatini
dinlemekten çok tutunmaya veriyordu. Kaplumbağa, kapısı
kapanır kapanmaz çitalara nisbet yaparcasına hızlanmıştı.
Virajlardan hız kesmeden, yılan gibi geçiyorlardı ve her kasiste
kanguru gibi zıplıyorlardı. Trafiğin yoğun olduğu anayola çıkınca
Berrak hızını, her ne kadar istemese de, azaltmak zorunda kaldı.
Mavi mercedes’in tekrar kaplumbağaya dönüşmesini Azra
şükranla karşıladı. Azra’nın aklında kaldığı kadarıyla Berrak
şunlardan bahsetmişti: “Volkan’ın şarap gecesi daveti, Volkan’ın
aldığı kırmızı gül, Volkan’ın ne kadar yakışıklı olduğu, Volkan’ın
basketbol takımı kaptanlığı, Volkan’ın veri yapıları ödevini ne
kadar harika yaptığı ve Azra’nın paçalarında ki çamur”

-Anlaşılan Volkan seni epey etkilemiş, dedi Azra. Berrak’ın


bu kadar heyecanlanması, onu eğlendiriyordu.
-O benim beyaz atlı prensim. Yıllardır onun gibi birini
aradım. Dürüst, yakışıklı, zeki ve, bilirsin işte, bütün diğer güzel
sıfatlara sahip. Bu seneki şarap gecesi muhteşem olacak çünkü
prensimle beraber gideceğim ve en iyi arkadaşım da yanımda
olacak.
Son sözlerdeki referansın kendine yönelik olduğunu
bilmesine rağmen Azra, cevap vermek yerine gülümsemekle
yetindi. Alışveriş Azra’nın beklediğinden kısa sürdü. Zemin
kattaki bir mağazada, Berrak’ın aşık olduğunu söylediği bir etek
buldular. Daha sonra da Azra, protesto etse de, Berrak’ın ısrarıyla
bir kot pantolon aldı. Paçalarında ki çamur Berrak’a karşı
konulamaz bir avantaj sağlamıştı. Eve dönüşleri, ODTÜ’den
çıkışlarına nispetle sakin geçti. Berrak kaplumbağayı Azra’nın
ısrarı üzerine çitaya, yılana, kanguruya ve kaplumbağa dışındaki
herhangi birşeye dönüştürmekten vazgeçmişti. Berrak, Volkan
hakkında biraz daha konuştuktan sonra Azra’ya şarap gecesine
kiminle gideceğini sordu. Soruyu sorarken, cevabı pek de merak
etmiyormuş izlenimi uyandırmaya çalışıyordu. Azra’nın yerinde
başka birisi olsa belki inandırabilirdi ama Azra Berrak’la oldukça
uzun zamandır arkadaştı ve Berrak’ın cevabı çok merak
ettiğinden adı gibi emindi.

Azra’yı kimse davet etmemişti ve Azra da buna pek


şaşırmamıştı çünkü şarap gecesi, bir dans balosu gibi erkeklerin
kızları davet ettiği bir gece değildi. Sevgilisi olanlar sevgilileriyle
birlikte, olmayanlar arkadaş gruplarıyla beraber giderlerdi.
Sınavların yorgunluğu, bol bol espri yapılan sohbetlerle atılır, bir
yandan da bol bol şarap içilirdi. Volkan’ın Berrak’ı davet
etmesiyse kuşkusuz istisna sayılabilecek bir davranıştı. Çoğumuz
ilk buluşmamızda sevgilimizle yalnız kalabilmek ve tanıdıklardan
uzakta sohbet etmek isteriz ama anlaşılan Volkan ve Berrak,
çoğunluğun içinde değillerdi.
-Güzelim, beni kimse davet etmedi. Hem davete gerek de
yok. Ben de sizinle birlikte giderim sonra orda bizim çocuklarla
beraber eğleneriz.
-Canım’cım, emin misin kimsenin davet etmediğinden?
-Adımın Azra olduğu kadar eminim.
-Yani az eminsin. Malum senin 3 ismin var.

Azra, Berrak’ın en çok bu yönünü seviyordu. Zaman zaman


öyle mantıksal çıkarımlarda bulunuyordu ki söylediklerinde bir
yanlış olduğunu sezseniz bile hatanın nerde olduğundan emin
olamıyordunuz. Gösterdiği sebepler konuyla alakasızlardı ama
aynı zamanda inkar edilemez doğrulardı. Orta boylu bir
tartışmanın ardından yorgun bir beyin çoğunlukla, Berrak’ın
sözlerindeki gizli mantıksızlığı bulmaktansa Berrak’la uzlaşmayı
tercih ederdi. Zaten eğer mantıksızlığı bulmaya çalışırsa daha çok
yorulacağı için Berrak her halükarda avantajlı konuma
yükseliyordu. Fakat Azra’nın beyni yorgun değildi ve Berrak’ın bu
tür rakibi yormaya yönelik taarruzlarına karşı tecrübeliydi.

-Đyi de güzelim, Üç adımın olması, adlarımdan birinin Azra


olduğu gerçeğini değiştirmez ki...

Berrak, dudak bükmekle yetindi. Evet, sadece dudak


bükmüştü, daha sonra sinsi sinsi gülümsemesini saymazsak.
Eğer Azra ikinci kısmı farketmiş olsa Berrak’ın bir bildiğinin
olabileceğinden süphelenirdi ama, ne yazık ki, görmedi. Eve
vardıklarında şüpheli bir Azra’nın yapacağı ilk şey evde garip bir
şey olup olmadığını kontrol etmek olurdu ama Berrak’ın dudak
büktükten sonra sinsi sinsi güldüğünü farketmediği için Azra
şüpheli değildi. Bu yüzden de şüpheli bir Azra’nın kısa sürede
bulacağı süprizi bulması epey vaktini aldı.

Gri bir zarf Azra’nın komodininin üzerinde duruyordu.


Zarfın arka yüzüne büyük mavi harflerle ‘A.F.E.Y’ yazılmıştı.
Zarfın ön yüzündeyse kırmızı harflerle ‘KanKardeşliği’ yazılıydı.
Zarfın içinden bir mektup ve kırmızı bir kimlik çıktı. Mektupta
şunlar yazıyordu:

Sayın Azra Funda Elif YILDIRIM

KanKardeşliği Yüksek Şurasına kabul edildiğinizi


bildirmekten sevinç duyuyorum. Yeni üyelerimizin
tanıtılacakları 324. Yüksek Şura toplantısı bu gece (19
Mayıs 2027) saat 21:00’de KanKardeşliği Büyük Toplantı
Salonunda yapılacaktır. Bu mektupla birlikte gelen
KanKardeşliği kimlik kartınızı yanınızda getirmeniz önemle
rica olunur.

Çağatay Umut
KanKardeşliği Yönetim Kurulu Kıdemli Üyesi
Birleşmiş Milletler Anti-Terörist Koalisyonu Baş Danışmanı
Umut Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye Araştırma Yönlendirme Kurumu Üyesi
T.C Başbakanlık Bilim Danışmanı
vs.
Azra başvurmadığı bir yerden kabul edilmenin şaşkınlığını
üstünden kolay attı. Bu olsa olsa Berrak’ın şakalarından biri
olmalıydı. KanKardeşliği gibi dışa kapalı bir dernek durduk yere
tanımadıkları bir insana kabul mektubu atmazdı. “Madem
Berrak’ın canı oyun oynamak istiyor, bari ben de oyunu
bozmuyum” diye düşündü Azra.

- Berrak, sana bir süprizim var. Salona gel canım.

Berrak, ikinci kez söyletmeden salona geldi. Nihayet bütün


gün merak ettiği sorunun cevabını alacaktı.

- Geldim canım. Seni dinliyorum.


- KanKardeşliği Yüksek Şurasına kabul edilmişim.

Berrak’ın, Azra’nın neden bahsettiğini anlaması biraz zaman


aldı. Azra’dan duymayı beklediği şey tam olarak bu değildi.

- Đyi de sen oraya başvurmuş muydun ki?

Şaşırma sırası Azra’daydı. Berrak genelde şaka yapınca


devamını getirmeyi bilirdi. Berrak’tan duymayı beklediği şey tam
olarak bu değildi.

- Kabul mektubu burda bak. Ben de sen şaka yapıyorsun


sanmıştım.
Berrak, zarfı incelemeye başladı. Mektuba karşı ilgisiz
kalmasını garip buldu, Azra. Berrak bir şey arıyormuş gibiydi.
Zarfı evirip çevirdikçe gülümsüyordu. Zarfın rengini değiştirdiğini
farketti Azra. Berrak gözlemini bitirirken, gördüklerinden
memnun olmuşa benziyordu.

- Bu gerçek. Kesinlikle gerçek. Toprakadam mürekkebiyle


yazılmış yazı. Bak! Rengi değişti birdenbire.

Mürekkebin rengi değişmişti ama bunun neden bu kadar


önemli olduğunu Azra anlamamıştı.

- Mürekkebin rengini ne görüyorsun? Hayır, dur söyleme.


Gördüğün rengi şuraya yaz. Bende bu kağıta yazacağım.
Bakalım bu mürekkep gerçekten de Toprakadam
mürekkebi mi?

Azra, Berrak’ın kendisine verdiği kağıta ‘gri’ yazdı. Bu sırada


Berrak da kendi kağıtına heyecanla gördüğü rengi yazıyordu.
Kağıtları değiştirdikleri zaman Berrak büyük bir mutlulukla:

- Biliyordum, bunun Toprakadam mürekkebi olduğunu


biliyordum. Mürekkebi mavi görmen herşeyi kanıtlıyor.
Gerçekten de KanKardeşliği seni davet etmiş. Buna
inanamıyorum. Azra, bu gerçekten de büyük bir olay.
- Berrak bu senin şakalarından biri değil, öyle değil mi?
- Canım, bunun şaka olduğunu nasıl düşünürsün?
Toprakadam mürekkebini sadece KanKardeşliği kullanır.
Taklit edilmesi imkansızdır ve ..
- Đyi de senin gördüğün rengi bilerek yanlış yazmadığını
nereden bileceğim?

Berrak bir an için düşündü.

- Haklısın, seni kandırmak isteseydim, gördüğüm rengi


yazmazdım. Peki şuna ne dersin: Volkan geldiği zaman
ona da gördüğü rengi sorabiliriz.
- Peki canım, bence yeterince adil.
- Yalnız anlamadığım birşey var. KanKardeşliğine
başvurmadığına emin misin? KanKardeşliği’ne üye olmak
bile zordur, kaldı ki sen yüksek şura’ya kabul edilmişsin;
üstelik de başvurmadığın halde.
- Bu söylediğinin beni desteklediğinin farkındasın, değil
mi? Hadi itiraf et canım, mektubu sen yazdın.

Berrak, cevap vermedi. Yüzünde ‘birazdan görürsün’ sırıtışı


vardı. On dakika sonra Volkan zili çaldı.
- Merhaba kızlar. Kusura bakmayın, biraz geç kaldım.
Gitmeye hazırsanız hemen gidelim.
- Merhaba aşkım. Sana göstermemiz gereken birşey var. Bu
zarfın rengi ne?
- Tabii ki sarı. Başka sorunuz yoksa gidebilir miyiz? Tolga
hocanın yapmaya söz verdiği karaoke gösterisini
kaçırmak istemeyiz, değil mi?
- Maalesef Azra şarap gecesine bizimle gelemeyecek aşkım.
Onun daha önemli işleri var bu gece.
- Yolda anlatırsınız, hazırsanız gidelim.

Azra şaşkınlıktan uzun süre konuşamadı. Berrak, arabaya


bindiklerinde Azra’nın KanKardeşliğine kabul edilmesini Volkan’a
hızlı hızlı anlattı.

- Uzun zamandır yüksek şura’ya kimseyi kabul


etmediklerini duymuştum. KanKardeşliği üyesi
arkadaşlarım haftalardır bugün ki toplantıyı
konuşuyorlardı. Sanırım KanKardeşliği’nin geleceğini
etkileyecek bir karar alınacakmış bugün.